blok_reklamlar2blok_reklamlar1




 

Şeffaf Renkli Salyangoz Keşfedildi

 

g  Hırvatistan’da bulunan, dünyanın en derin 20 mağarasından biri olan Lukina Jama – Trojama’da 914 metre derinlikte yarı   
  saydam yeni bir salyangoz türü keşfedildi. Morfolojik (dış görünüş) olarak Zospeum amoenum’a benzerlik gösteren bu tür,
  mağaranın derinliğini anlamak için yapılan araştırma esnasında bulundu.


  Bilinen bütün Zospeum türleri görsel oryantasyon (yönelim) yetilerini kaybetmiş. Biyolojik özelliklerine dair veriler
  yetersiz olsa dahi, hareketlerinin sınırlı olduğu (Slapnik 2001) ve genellikle çamurlu ve ıslak yeraltı habitatlarını tercih
  ettikleri biliniyor. Weigand
ve diğerleri de 2013’te yayımladıkları çalışmalarında bu türün yayılımının su ya da büyük
  memeliler yoluyla pasif taşıma ile mümkün olabileceğini önermiş.

 


Peki bulunan bu salyangozun yeni bir tür olduğuna nasıl karar verildi? Türleşme, yani yeni biyolojik türlerin oluşmasını açıklayan evrimsel süreçler, biyolojinin sıcak alanlarından biri. Türleşme kavramlarına göre bir canlının yeni bir tür olup olmadığına karar verme kıstasları da değişiyor. Örneğin biyolojik tür kavramına göre kanıtlanabilir ve ölçülebilir morfolojik veriler dolaylı yoldan kullanılarak türler tanımlanabiliyor. Fakat dış görünüş her şey demek değil. Birbirinden çok farklı göründüğü halde canlılar aynı türden olabiliyor. Bir popülasyonun üyelerinin doğada birbirleriyle çiftleşip verimli döl verebiliyor olması da onları biyolojik tür olarak adlandırmada yardımcı bir bilgi. Öte yandan evrimsel tür kavramına göre, aynı atadan gelen popülasyonların bir zaman diliminden sonra birbirinden ayrı evrimleşmeye başlayan ve kendi evrimsel rolleri ve ‘kaderleri’ olan grupları kendi içinde tür olarak adlandırılıyor (Simpson 1961). Ekolojik tür kavramı, filogenetik tür kavramı, tipolojik tür kavramı gibi çeşitli yaklaşımlar da mevcut.

Dış görünüş özelliklerine bakılarak ya da DNA düzeyinde yapılan analizler ile organizmaları birbirinden ayrı türler olarak sınıflandırmak mümkün. DNA barkodlama da DNA düzeyindeki sınıflandırma yöntemlerine bir örnek. Bu yöntemde evrensel primerler kullanılarak belirli uzunlukta bir gen bölgesi çoğaltılıp veri bankalarındaki türler ile karşılaştırma yoluyla tür tespiti yapmak mümkün. Nasıl ki alışveriş yaparken aldığımız ürünlerin kasada etiketleri okununca fişte isimlerini görebiliyorsak, barkodlama yoluyla da bir organizmanın DNA’sındaki belirli bir bölgeyi genetik belirteç olarak kullanmak ve o organizmayı o bölge üzerinden tanımlamak mümkün olabiliyor.

 

1379347_356063497863659_1115927415_n-300x199

Bu makalede sözü geçen, yeni keşfedilmiş Zospeum tholossum diğerlerinden kubbeye benzeyen helezonlu yapısı ve dış kabuk kıvrımlarının (ing. columella) az belirgin olması ile ayrılıyor (Tholus Latince bir kelime olup kubbe ya da dış kabuk kıvrımı demek). Ayrıca DNA barkodlama yöntemiyle de bu türü diğerlerinden ayırmak mümkün. Aynı mağarada keşfedilen bir diğer Zospeum türü salyangoz ise genel kabuk yapısı, belirgin dış kabuk kıvrımları ve kubbeye benzeyen helezonlu yapının eksikliğine bakılarak yeni tür olmaya layık görülmüş. Bu türün sadece kabukları bulunduğu için, DNA izolasyonu yapmak mümkün olmamış; dolayısıyla DNA düzeyinde bir analiz henüz söz konusu değil.

Bu yeni salyangoz türünün oldukça yavaş hareket ettiği gözlenmiş, sadece sürünerek ve daireler şeklinde bir haftada sadece birkaç milimetre ya da santimetre ilerliyor. Araştırmacı Weigand’a göre, Zospeum tholossum da yarasa ve çekirge gibi diğer mağara hayvanlarına otostop çekerek ya da su akıntısı yoluyla bir yerden bir yere ilerliyor olmalı.

 seffaf-salyangoz

Şekil: Canlı örnekler (kalın çizgili kenarlık) ve boş kabukların (noktalı kenarlık) farklı açılardan gösterimleri. 

Fotoğraf: Alexander Weigand, Subterranean Biology

 

 

 

Araştırma için ayrıntılı bilgiye şu yayından ulaşabilirsiniz: Subterranean Biology.

 

 





| Paylas